• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.twitter.com/@EtkinYayinevi
    • YENİ KİTAP... Evrenin Sonsuzluğunda BRUNO
    • ...Şimdi ondan ne suç ortaklarının isimlerini isteyen vardı, ne de dava arkadaşlarını satmasını talep eden. Ondan isteneni yapsa bile kimsenin zindana atılacağı yoktu. Kimseye ihanet etmeyecekti sonuçta. Peki fikirlerine ihanet edecek miydi? Yıllarca öğrettiği ve ateşli bir şekilde savunduğu fikirlerine?
      Ayağa kalktı. Kararlı ve heybetli bir duruşla, yargıçların yüzüne haykırmaya başladı: “Bana okuduğunuz bu hüküm, benden çok sizleri korkutmaktadır!”
      Uzaya giden yol ateşten geçiyordu...
    • YENİ KİTAP... Matematik Dehası PASCAL
    • Pascal’ın babası matematikle uğraşmayı ve evinde matematikçileri toplamayı severdi. Ancak, oğlunun çalışmaları için bir plan yaptığında, oğlu Latince’yi iyice benimseyene kadar matematiği bir kenara koymaya karar verdi. Blaise’in merakını bilen babası tüm matematik çalışmalarını ondan dikkatlice saklar ve hiçbir zaman onun yanında arkadaşlarıyla matematikle ilgili konuşma yapmazdı. Çocuk matematik öğrenmek istediğini söylediğinde, babası matematiği ona gelecekte öğreteceğini vaat etmişti.
    • YENİ KİTAP... Çinli Bilge KONFÜÇYÜS
    • Eski zamanlarda yaşamış büyük şahsiyetlerin hayatları ile ilgili bilgiler genelde az güvenilir niteliktedir. Hakikat ile gerçek, efsane ile kurgu öyle sıkı bir şekilde iç içe geçmiştir ki hakiki olguları uydurmalardan ayırabilmek için uzun bilimsel araştırmalar gerekir. Çinli düşünür ve reformcu Konfüçyüs’ün hayatı hakkındaki bilgilerle ilgili bu tarz tereddütlerle karşılaşmayız.
      ... Yalnızca Konfüçyüs’ün annesinin hamile kalması ve Konfüçyüs’ün doğumu küçük, fantastik bir uydurma içerir.
    • Alman Felsefesinin Kurucusu KANT ...hazırlanıyor!
    • ... Green’e giden Kant, onu kanepede uyurken bulurdu; kendisi de diğer kanepeye uzanıp uyurdu. Daha sonra banka müdürü Ruffman gelir, o da uzanıp horlamaya başlardı. Belirlenen saatte tüccar Motherby gelir ve üçünü uyandırırdı; o zaman tam olarak akşam saat yediye kadar süren en öğretici sohbetler başlardı. Muhataplar o kadar dakikti ki, mahalle sakinleri için saat görevi görürlerdi. Şöyle sözler sık sık söyleniyordu: “Henüz saat yedi olmadı, çünkü daha Profesör Kant, Green’den çıkmadı.”.
    • Çağının Ötesinde Bir Dahi TESLA
    • Sıradışı geniş ve açık bir alın, karakteristik, ince hatlı zarif bir burun, çökük yanaklar, yarım bir tebessümle donakalmış ince dudaklar, bakışlarıyla insanın ruhuna işleyen yorgun ve hüzünlü o harika mavi gözler... Seksen yedi yaşındaki ihtiyarın yüzünün tüm çizgilerinde, canını kurtarmak için değil, sadece insanlık yararına bir şeyler yapabilmek uğruna, en azından biraz daha zaman kazanabilmek için ölüme ısrarla direnen ifadesi kazınmıştı. (...)
    • Doğu'nun Sönmeyen Yıldızı HAYYAM
    • ...tarih, insanoğlunun faaliyet gösterdiği her alana yeteneği olan pek çok dâhiye tanıklık etmiştir.Onlar tüm insanlığın gerçek süsü, en büyük serveti ve hazinesidir. Ömer Hayyam’ın da onlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle evet. Hemen aklımıza ikinci bir soru geliyor: Bu yeteneklerden hangisi daha çok göze çarpar? Adını ölümsüz kılan asıl şey nedir? Acaba Hayyam'ın hangi yeteneğini ilk sıraya ...
    • yeni kitap... Elektriğin Newton'u AMPERE
    • Daha çocuk yaşlarındayken babasının giyotinle öldürülmesinin sarsıntısıyla ruhsal bunalıma giren ve neredeyse bitkisel hayattan bir yılda çıkan, sonra da adını buluşlarıyla bilim tarihine yazdıran; ama sahip olduğu muhteşem zeka kadar da özel hayatında mutsuz olan bu büyük insanın acıklı yaşamöyküsü.
    • TÜRKİYE'DE BİR İLK...
      Tolstoy'un bilinmeyen eseri ilk kez Türkçe yayınlandı.
    • Rusya’da ilk kez 1886’da yayınlanan ama hem Çarlık Rusyası, hem de Sovyet Rusya’nın sansürü nedeniyle bilinmeyen bu kitap Türkiye’de ilk kez yayınlanmaktadır. “Yunan Öğretmen SOKRATES” kendi zamanını aşan, tüm zamanlar için geçerliliği olan bir eserdir. Yaşamlarının anlamını ve amacını merak edenler, bu kitapta kendileri için çok yeni, beklenmedik ve aradıkları doğru cevapları bulacaklardır. Bu kitap her yaş ve meslekteki insanın ilgisini çekecek bir kitaptır.
    • 8 Şubat 1828 yılında doğan JULES VERNE 191 yaşında...
    • Yazdıkları kadar biyografisi de sırlarla dolu olan Jules Verne, kendi geleceği hakkında bile hiçbir tahminde bulunmazken nasıl olmuştu da insanoğlunun yüz yıl sonra gerçekleştirdiği teknolojileri önceden hayal edip yazabilmişti? O, bilim ve teknolojiye yol gösteren bir peygamber miydi? Bilim ve teknolojide meydana gelecek gelişmeler sadece ona mı gözükmekteydi?
    • Modern Romanın Babası CERVANTES
    • “Hayatımda, kader çarkının zirvesine çıkmayı başarabildiğim tek bir gün bile olmadı. Ben ona tırmanmaya başlar başlamaz o durdu.”
      Hayat yolunun sonuna yaklaşırken Cervantes, bu üzücü sonucu çıkarmıştı. Bir taraftan etrafını kuşatmış hayat şartlarında fikirlerinin zaferi için, diğer taraftan da sonsuz maddi gereksinimleri olan kişisel varoluşu için sürdürdüğü ikili mücadelede yorgun düştü; ama yenilmedi.
    • Charles DICKENS 207 yaşında...
    • Romanlarında yoksulları, emekçileri, sağlıksız evleri, barakaları anlatan; kendi de çocuk yaşta işçi olarak çalışmış biri olarak özellikle çocukların yaşadığı zorlukları, çocuk emeği sömürüsünü, kimsesiz çocukları, güçlü bir anlatımla dile getiren; anlatımı yalın, süssüz, ancak gerçekçi ve etkileyici olan ve “... İçinde yaşanılan dönemi tüm pislikleriyle anlatan gerçekçi yazar” Charles DICKENS 7 Şubat'ta 207 yaşına girdi. Eserleriyle yaşayan DICKENS'in ilginç biyografisi bu kitapta.
    • Meksika Halk Kahramanı PANCHO VİLLA
      Çıktı...
    • "O günlerden daha kötüsünü hatırlamıyorum” diyecekti sonrasında Villa, “Allah, düşmanımın başına bile vermesin. En çok da yaralı ve bitap düşmüş askerlerimin can vermiş olması, benim onlara hiçbir şekilde yardım edememiş olmam beni mahvetti. Onca yıl komutam altında korkusuzca mücadele veren kardeşlerimin birbiri ardına düştüklerini ve arkalarında kanlarını bıraktıklarını gördükçe boşuna mı verdik bu kurbanları, halk bir gün büsbütün toprak ağalarına ve para babalarına karşı galip gelebilir mi
    • "BU KİTABI NEDEN YAZDIM?
    • Böyle bir sorunun cevabının daha ilk cümlesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün insan olarak, teşkilâtçı olarak, ihtilalci olarak, barışçı olarak sıfatlarından bahsetmek gerekir ki, bu büyük adamın hatırasına kalbinin en samimi köşesini ayıran Türk okuyucusuna bunları anlatmak beni biraz güç duruma düşürüyor. PARAŞKEV PARUŞEV"
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam50
Toplam Ziyaret60838
videolar

ANASAYFA


     Matematik Dehası PASCAL

   
Ürün Kodu : 978-975–6391 78-5
Üretici : ETKİN YAYINEVİ
Etiket Fiyatı : 23 TL (KDV Dahil)
Ürün Özellikleri
Tolstoy başta olmak üzere Lomonosov, Puşkin, Belinsky, Herzen ve Dostoyevski'nin beğenisini kazanan 17. yüzyıl Fransız bilim insanının yaşamöyküsü.
        Detaylar
 
 
Detaylar

KİTAPTAN BİR ALINTI

"Etienne Pascal ve Begonlu Antoinette’in oğlu Blaise Pascal, 19 Haziran, 1623’te Clermont’ta doğdu.

Tüm Pascal ailesi olağanüstü yeteneklere sahipti. Pascal’ın babası çok eğitimli bir adamdı. Dilleri, tarihi ve edebiyatı bildiği gibi iyi de bir matematikçiydi. Blaise’nin ablası Gilberte, zamanının en okumuş kadınlarından biriydi, babasının gözetiminde matematik ve Latince dersleri alıyordu ve ayrıca ünlü erkek kardeşinin en eksiksiz çağdaş biyografisinin yazarı da oydu. Pascal’ın küçük kız kardeşi Jacqueline, şiirsel ve sahne yeteneğine sahipti. Pascal’a gelince, erken çocukluktan itibaren olağanüstü zihinsel gelişim belirtileri gösteriyordu.

Pascal’ın bebeklik yıllarına ait ilginç bir gerçeğe, ailenin edebi eğilimlerini miras almış olan yeğeni (ablasının kızı) tarafından derlenen kısa bir biyografik notta rastlıyoruz.

Yeğeninin yazdığına göre Pascal bir yaşındayken “olağanüstü bir şey” yaşanmıştır. Pascal’ın annesi çok genç, ama ciddi bir kadındı ve aynı zamanda “çok dindar ve fakirlere karşı cömert” biriydi. İleride Pascal’ın da aynı hasletlere sahip olduğuna şahit olacağız. Bu arada, Clermont’ta, herkesin cadı saydığı fakir bir kadın yaşıyordu; ancak Pascal’ın annesi batıl inançlara uymaz, böyle dedikodulara güler ve bu kadına sadaka vermeye devam ederdi. Bir gün küçük Pascal epilepsiye benzer garip bir sinir krizi geçirdi. O zamanlar, bu hastalık çocuklar arasında oldukça yaygındı ve hatta özel bir ismi bile vardı (Paris’te tomber en chartre olarak adlandırılıyordu). Lakin Pascal’ın hastalığı biraz farklıydı: O, su korkusu eşliğinde nöbet geçiriyordu; suya bakması bile sinir krizine neden olabilirdi. Dahası, küçük Pascal annesini, babasına karşı kıskanıyordu. Babasının ve annesinin onu ayrı ayrı sevmeleri hoşuna gidiyordu fakat babası annesine yaklaştığında bile, bir yaşındaki bu bebek bağırmaya başlar, vücudu kasılır ve tüm bunlardan sonra tamamen halsizleşirdi.

Pascal ailesinin tüm tanıdıkları ve arkadaşları, çocuğa büyü yapıldığını ve her şeye o cadının nazarının neden olduğunu söyleseler de, ilk başlarda Blaise’in ebeveynleri bu tür söylentilere gülüyorlardı. Fakat çocuğun durumu gittikçe kötüleştiğinden Pascal’ın babası tereddüte düştü.  Cadı’nın suçlu ya da masum olduğundan tamamen emin olmak için Etienne Pascal, kadını ofisine çağırdı ve sorguya çekmeye başladı. Kadın masum numarası yapmaya çalıştığında Pascal’ın babası tonunu değiştirdi:

“Çocuğumu büyülediğini biliyorum ve derhal suçu itiraf etmezsen darağacına çekileceğine yemin ediyorum.” dedi.

O zaman kurnaz cadı dizlerinin üstüne çöktü ve öyle içtenlikle tövbe etmeye başladı ki sonunda Etienne Pascal ona tamamen inandı. Bu kurnaz kadının istediği de buydu. Finans departmanında çalışan Pascal’ın onun haksız çıkarıldığı davayla ilgili dilekçesini reddetmesi nedeniyle intikam almak için çocuğa büyü yapmak istediğini söyledi.

“Sizden intikam almak için, çocuğunuza ölüm büyüsü yaptım.”

Gerçekten korkmuş Etienne bağırdı:

“Nasıl! Çocuğum ölecek mi?”

Kadın bebeğin hayatta kalması için sadece bir yolun olduğunu, bunun için başka birinin ölmesinin gerektiğini söyledi.

“Hayır,” dedi Etienne Pascal, “Başkalarının benim için, hatta çocuğum için bile zarar görmesini istemiyorum.”

Yaşlı kadın “Endişelenmeyin” diye itiraz etti, “Onun kaderini herhangi bir hayvana devredebilirim.”

Etienne Pascal bunun için bir at teklif ettiği halde, kadın bir kediyle yetindi ve onu pencereden atarak büyüyü en ilkel şekilde bozdu. Sonra bebeğin karnına bir tür merhem koydu. Pascal’ın babası işten eve döndüğünde, evde herkesi gözyaşı içinde, çocuğunu ise ölü gibi uzanmış halde buldu. Tüm bunlara dayanamayıp odadan çıktığında sahte cadıya rastladı ve ona öyle bir tokat attı ki kadın merdivenlerden düşüp aşağıya yuvarlandı. Düşmesine rağmen, “cadı”  utanmadan ayağa kalktı, çocuğun hayatta olduğunu ve gece yarısına kadar kendine geleceğini söyledi. Gerçekten, küçük Pascal kendine geldi, ama babası Blaise’in hâlâ büyünün etkisinde olup olmadığını denemek için annesine yaklaştığında, çocuk yeniden çırpınmaya ve çığlık atmaya başladı ve sadece birkaç hafta sonra bu garip kıskançlık geçti. Fakat yine de, herkes cadının mucizevi gücüne inanmış oldu.

Küçük Pascal üç yaşındayken annesini kaybetti ve bu kayıp birçok açıdan onun kaderini belirledi. Blaise’in ailenin tek oğlu olması ve şaşırtıcı yetenekleri babasında onun zihinsel eğitimiyle ilgilenme hevesini tetikledi; fakat anne eksikliğinden dolayı, çocuğa fiziksel bakım yetersizdi ve bu yüzden çocukluğundan beri Pascal çok da sağlıklı değildi.

Pascal hiç okula gitmedi ve babasının dışında başka bir öğretmeni yoktu.

1631’de, yani küçük Pascal sekiz yaşındayken, Pascal ailesi Paris’e taşındı. O zamanın geleneğine göre Etienne Pascal, işteki pozisyonunu devren satarak, bu satıştan elde ettiği küçük miktardaki paranın büyük bir kısmını Hotel de Ville’e yatırdı.

Çok fazla boş vakti olduğundan Etienne, neredeyse zamanının tümünü yalnızca oğlunun zihinsel eğitimine harcıyordu.

Pascal’ın kız kardeşinin söylediklerine göre babası, Blaise’in derslere olan tutkusunu yumuşatmak için elinden geleni yapıyordu. Bu kısmen doğrudur, ama yalnızca Pascal’ın en erken ergenlik yılları için geçerlidir.

O zamanlarda, sekiz yaşındaki çocuklara genellikle Latince öğretilirdi; ancak Pascal’ın babası, Latince’ye çocuk on iki yaşına bastıktan sonra başlamayı düşünüyor; bu sırada, oğluna sadece genel gramer kurallarını öğretiyordu. Elimizdeki kısıtlı bilgilere dayanarak söyleyebiliriz ki, baba Pascal bu konuda zamanının okul öğretmenlerinden daha başarılıydı.

Küçük Pascal, dikkat çekici zekâya sahipti ve her şeye meraklı bir çocuktu. Babası ona hayal gücünü etkileyebilecek şeyler anlatırdı; ancak Blaise, babasından anlattıklarının açıklamalarını bekler ve hiçbir zaman kötü ya da eksik bir cevapla yetinmezdi. Bir de gerçeği yalandan ayırt etmek gibi olağanüstü bir yeteneği vardı, açıklamanın yanlış olduğunu fark ettiğinde, doğru cevabı kendisi bulmaya çalışırdı. Bir keresinde öğlen yemeği zamanı misafirlerden biri porselen tabağa bıçakla vurdu ve odaya ince bir ses yayıldı, ama tabağa elle dokunulur dokunulmaz ses kesildi. Herkese sıradan gözüken bu hadise küçük Pascal’ın ilgisini çekti. Her zaman olduğu gibi onu ilgilendiren konuyla alakalı sorular sordu. Fakat beklediği cevabı almayınca kendisi deneyler yapmaya başladı ve bu deneylerle ilgili aldığı notlara iddialı “Sesler Üzerine Araştırma Tezi” adını verdi. O sırada, Pascal on iki yaşındaydı ve bundan bir süre önce onun şaşırtıcı matematiksel yeteneklerini ortaya çıkaran bir olay yaşanmıştı.

Pascal’ın babası matematikle uğraşmayı ve evinde matematikçileri toplamayı severdi. Ancak, oğlunun çalışmaları için bir plan yaptığında, oğlu Latince’yi iyice benimseyene kadar matematiği bir kenara koymaya karar verdi. Blaise’in merakını bilen babası tüm matematik çalışmalarını ondan dikkatlice saklar ve hiçbir zaman onun yanında arkadaşlarıyla matematikle ilgili konuşma yapmazdı. Çocuk matematik öğrenmek istediğini söylediğinde, babası matematiği ona gelecekte öğreteceğini bir ödül gibi vaat etmişti. Küçük Pascal, babasından en azından geometrinin ne tür bir bilim olduğunu açıklamasını istediğinde babası “Geometri figürleri doğru çizmemizi ve bu figürler arasında var olan ilişkileri bulmamızı sağlayan bir bilimdir” diye cevaplamıştı.

On iki yaşındaki çocuk bu tanım üzerinde düşün-meye başlamış ve bu düşüncelerden öyle etkilenmişti ki, dinlenme saatlerinde, eskiden oynadığı salonda kömürle gerçek isimlerini bile bilmediği figürler çizer ve bu figürleri kendi çocuk diliyle tanımlayarak düz çizgileri “çubuk”, mümkün olduğunca doğru hale getirmeye çalıştığı daireleri ise “halka” olarak adlandırırdı. Sonra figürler ile figürlerin parçaları arasındaki oranları bulmaya çalışmış, kendisinin ölçerek vardığı sonuçlara dayanarak, yavaş yavaş Öklid kitabının bir üçgenin iç köşelerinin toplamının iki dik açının toplamına eşit olduğunu belirten otuz ikinci teoremine ulaşmıştı.

Tam da, Blaise bu teoremin ispatını bitirmek üzere olduğu zamanda, onun çalışmalarından habersiz olan babası odaya girdi. Fakat Pascal kendi ölçmeleriyle o kadar meşguldü ki, uzun bir süre babasının odada olduğunu fark etmedi. İkisinden hangisinin daha şaşkın halde olduğunu söylemek zordur: Yasak bir iş başında yakalanan oğul mu, yoksa oğlunun çizdiği figürleri gören baba mı? Fakat oğlu üçgenin temel özelliğini kanıtlamaya çalıştığını itiraf ettiğinde, babası hayretten ne söyleyeceğini bilmiyordu. Bir süre sonra kendine gelip sordu:

“Bunu nasıl düşündün?”

“Bak şöyle: İlk önce bunu buldum” dedi ve Blaise üçgenin dış açısının özellikleriyle ilgili bir teoremi söyledi. “Bunu ise şu şekilde öğrendim.” diyerek bir dizi kanıt getirip, anlatmaya devam etti: “Üç çubuktan oluşan figür var ya, bu figürdeki iki çubuk birlikte, üçüncü çubuktan daha uzun” diyen genç Pascal, babasına, “çubuklar ve halkalar”ın keşfettiği tüm özelliklerini açıkladı ve sonunda vardığı sonuçlara ve aksiyomlara kadar geldi.

Pascal’ın babası sadece şaşkın değildi, aynı zamanda bu çocuktaki zihnin gücünden dehşete düşmüştü. Oğluna bir cevap vermeden odadan ayrıldı ve arkadaşına, bir bilim adamı olan Le Paler’e gitti. Baba Pascal’ın aşırı heyecanını gören, gözlerinde bile gözyaşları olduğunu fark eden Le Paler, korktu ve derhal ona ne olduğunu sordu.

Etienne Pascal, “Ben kederden değil sevinçten ağlıyorum” dedi. “Oğlumu diğer faaliyetlerden uzaklaştırmamak için matematikle ilgili kitapları ondan ne kadar dikkatlice sakladığımı biliyorsunuz. Buna rağmen oğlumun neler yaptığına bakın…”

Mutluluk içerisindeki baba, Le Paler’i alıp evine götürdü. Le Paler ise çocuğun babasından daha az şaşkın değildi ve şöyle söyledi: “Bana kalırsa, böyle bir zihni daha fazla kilit altında tutmak, bu bilimi ondan gizlemek yanlıştır. Ona şimdi kitapları vermek gerekiyor.”

Etienne oğluna dinlenme saatlerinde okuması için Öklid’in “Elementler” kitabını verdi. Böylece küçük Pascal uzun zaman ondan saklanılmış kitaplarla tanışmış oldu.

Blaise, hiçbir açıklama istemeden Öklid’in “Geometri”sini okur, okuduklarıyla yetinmediğinde bazı kısımları kendisi tamamlardı. Bu yüzden hiç de abartmadan, Pascal’ın, asırlar önce Mısır ve Yunan bilim insanları tarafından yaratılan eskilerin geometrisini yeniden yazdığını söyleyebiliriz. Böyle bir gerçeğe, en büyük matematikçilerin biyografilerinde bile rastlayamıyoruz. Clairaut, hayatının on sekizinci yılında, dikkat çekici araştırma yazıları yazmıştı, ancak onun önceden iyi bir hazırlığı vardı ve on sekiz yaş, on iki yaşla aynı değildir. Hatta tüm zamanların en büyük matematikçilerinden biri olan Newton’un bile yetenekleri nispeten geç gelişmişti. Pascal, erken gelişmiş ve hayatını erken kaybetmiş bir dâhi olarak adlandırılmayı herkesten daha fazla hak ediyor."

İÇİNDEKİLER

BÖLÜM I

 

  • Pascal’ın çocukluğu
  • Erken gelişim
  • On yedinci yüzyılda “mucize” olarak kabul    

        edilen şey

  • Annesinin ölümü
  • Babasının etkisi
  • On iki yaşındaki Pascal tarafından

        geometrinin icadı

BÖLÜM II

  • İlk bilimsel çalışmalar
  • Fransız Bilimler Akademisi’nin başlangıcı
  • Aritmetik makine

BÖLÜM III

  • Pascal ve Descartes
  •  
  • Pascal’ın Galileo öğrencilerine karşı tutumu
  •  
  • Dük Richelieu ve “Zalim Aşk”

 BÖLÜM IV

  • Bir fizikçi ve deneyci olarak Pascal
  • Descartes’in “Eterik madde” konsepti ve

       barometrik deneyler hakkındaki görüşü

  • Pascal ve Perrier’in deneyleri
  • Pascal’ın sıvıların dengesi ve hava basıncı ile  

            ilgili incelemeleri

 BÖLÜM V

  • Pascal’ın ilk “dönüşümü”
  • Engizisyoncu ve sosyete yaşam süren biri

       olarak Pascal

  • Babasının ölümü
  • Hastalıklara karşı duası

 BÖLÜM VI

  • Pascal’ın sosyete tanıdıkları
  • Kavalye de Mere, Dük Roanez ve

       Dük Roanezi’in kız kardeşi

  • Pascal’ın aşkı
  • Pascal ve Fermat’ın olasılık teorisi keşfi

 BÖLÜM VII

  • Pascal’ın ikinci “dönüşümü”
  • Onun “vasiyeti”
  • Pascal deli miydi!
  • Jansenistler
  • Port-Royal
  • Jacqueline’in ağabeyi üzerindeki etkisi

   BÖLÜM VIII

  • Jansenizm tarihi üzerine makaleler
  • “Taşra Mektupları”


BÖLÜM IX

  • “Kutsal diken” mucizesi
  •  
  • Pascal’ın “Düşünceler”i
  •  
  • Bilimsel keşfi tetikleyen diş ağrısı
  •  
  • Pascal’ın hayatının son yılları
  •  
  • Düşes Roanes’in kaderi
  •  
  • Pascal’ın hayırsever eylemleri
  •  
  • Son hastalığı ve ölümü


BÖLÜM X

Pascal’ın felsefesi


EK- 1.
LEV TOLSTOY
 “PASCAL”

Dmitriy Merejkovskiy
PASCAL NE YAPTI?

KAYNAKÇA

 Pascal’ın eserlerinin en iyi baskıları:

Bossut и Charpentier.

 

Eski yazarlardan Pascal üzerine yazanlar:

Leibniz (birçok küçük makale ve mektuplarda),

Condorcet (Eloge de Pascal), Voltaire (Remarques sur les Pensйes de Pascal),

Chateaubriand (Gйnie du Christianisme, III)

ve başkaları.

Cousin. Des Pensйes de Pascal, 1843. Jacqueline Pascal, 1845.

Demoulin. Eloge de Pascal, 1842.

Faugиre. Eloge de Pascal, 1842.

Vinet. Etudes sur Pascal, 1844–1847.

Maynard, abbй. Pascal, 1850. 2 col.

Sainte Beuve. Port-Royal. Yalnızca Pascal’ı değil, onun yaşadığı tüm dönemi karakterize eden çok önemli bir eser.

Havet. Etudes sur les Pensйes de Pascal, 1852.

Nourrisson. Pascal physicien et philosophe, 1888.

Pascal hakkındaki Almanca ve İngilizce yazıların tek başına bir anlamı yoktur,  Rus edebiyatında ise Pascal’a adanmış tek bir önemli çalışmaya veya kapsamlı bir dergi makalesine rastlanmıyor.




 
 
YAZAR, ÇEVİRMEN VEYA BAYİ OLARAK
BİZİMLE ÇALIŞMAK İSTER MİSİNİZ?