• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.twitter.com/@EtkinYayinevi
    • Çağının Ötesinde Bir Dahi TESLA
    • Sıradışı geniş ve açık bir alın, karakteristik, ince hatlı zarif bir burun, çökük yanaklar, yarım bir tebessümle donakalmış ince dudaklar, bakışlarıyla insanın ruhuna işleyen yorgun ve hüzünlü o harika mavi gözler... Seksen yedi yaşındaki ihtiyarın yüzünün tüm çizgilerinde, canını kurtarmak için değil, sadece insanlık yararına bir şeyler yapabilmek uğruna, en azından biraz daha zaman kazanabilmek için ölüme ısrarla direnen ifadesi kazınmıştı. (...)
    • Rus Edebiyatının Usta Kalemi GOGOL
    • "Bir düşünür, bir ahlakçı olarak Gogol, döneminin ileri gelenlerine göre daha alt sınıftaydı ama o, küçük yaşlarından itibaren, topluma faydalı olma arzusu taşıyıp, insanların ıstıraplarını candan paylaşan bir ruha sahip olmuştu ve onların ifadesi için, şiirsel dil, parlak bir mizah, canlı tasvirler buluyordu. Doğrudan yaratıcı etkisi, gözlemi, yaşanan olaylara derinden nüfuz etti ve insan ahlaksızlığının ve alçaklığının gerçek manzaralarıyla toplumsal bilincin uyanmasına açıkça katkıda bulundu."
    • Modern Romanın Babası CERVANTES
      Çıktı...
    • "Kaderin, dikenleri cömertçe dağıtıp, çiçekleri özenle topladığı bu zor hayat yolunu ağır adımlarla tamamlarken, yol gösteren yıldızını hâlâ önünde görüyor ve bu yıldızın sessiz ışığıyla aydınlanarak, ne insanlar ne de farklı durumlar karşısında eğmediği gururlu beyaz saçlı başını yükseklere kaldırıyordu..."
    • Meksika Halk Kahramanı PANCHO VİLLA
      Çıktı...
    • "O günlerden daha kötüsünü hatırlamıyorum” diyecekti sonrasında Villa, “Allah, düşmanımın başına bile vermesin. En çok da yaralı ve bitap düşmüş askerlerimin can vermiş olması, benim onlara hiçbir şekilde yardım edememiş olmam beni mahvetti. Onca yıl komutam altında korkusuzca mücadele veren kardeşlerimin birbiri ardına düştüklerini ve arkalarında kanlarını bıraktıklarını gördükçe boşuna mı verdik bu kurbanları, halk bir gün büsbütün toprak ağalarına ve para babalarına karşı galip gelebilir mi
    • Charles DICKENS 207 yaşında...
    • Romanlarında yoksulları, emekçileri, sağlıksız evleri, barakaları anlatan; kendi de çocuk yaşta işçi olarak çalışmış biri olarak özellikle çocukların yaşadığı zorlukları, çocuk emeği sömürüsünü, kimsesiz çocukları, güçlü bir anlatımla dile getiren; anlatımı yalın, süssüz, ancak gerçekçi ve etkileyici olan ve “... İçinde yaşanılan dönemi tüm pislikleriyle anlatan gerçekçi yazar” Charles DICKENS 7 Şubat'ta 207 yaşına girdi. Eserleriyle yaşayan DICKEN'in ilginç biyografisi bu kitapta.
    • 8 Şubat 1828 yılında doğan JULES VERNE 191 yaşında...
    • Yazdıkları kadar biyografisi de sırlarla dolu olan Jules Verne, kendi geleceği hakkında bile hiçbir tahminde bulunmazken nasıl olmuştu da insanoğlunun yüz yıl sonra gerçekleştirdiği teknolojileri önceden hayal edip yazabilmişti? O, bilim ve teknolojiye yol gösteren bir peygamber miydi? Bilim ve teknolojide meydana gelecek gelişmeler sadece ona mı gözükmekteydi?
    • Doğu'nun Sönmeyen Yıldızı HAYYAM
    • ...tarih, insanoğlunun faaliyet gösterdiği her alana yeteneği olan pek çok dâhiye tanıklık etmiştir.Onlar tüm insanlığın gerçek süsü, en büyük serveti ve hazinesidir. Ömer Hayyam’ın da onlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle evet. Hemen aklımıza ikinci bir soru geliyor: Bu yeteneklerden hangisi daha çok göze çarpar? Adını ölümsüz kılan asıl şey nedir? Acaba Hayyam'ın hangi yeteneğini ilk sıraya koyabi..
    • Gerçekçi Romanın Ustası BALZAC
    • "Her zaman olduğu gibi gecenin on birinde üzerine geceliğini giyiyor, başında komik duran takkesini takıyor, kahvesini hazırlıyor ve masasına oturup, sabahın ilk ışıklarına kadar çalışıyordu."
    • yeni kitap... Elektriğin Newton'u AMPERE
    • Daha çocuk yaşlarındayken babasının giyotinle öldürülmesinin sarsıntısıyla ruhsal bunalıma giren ve neredeyse bitkisel hayattan bir yılda çıkan, sonra da adını buluşlarıyla bilim tarihine yazdıran; ama sahip olduğu muhteşem zeka kadar da özel hayatında mutsuz olan bu büyük insanın acıklı yaşamöyküsü.
    • yeni kitap... Mantık Biliminin Kurucusu ARİSTO
    • Aristoteles ismi bizi, bir insanın görebileceği en muhteşem manzarayla yüz yüze bırakıyor: Sıradan sevinçleriyle, kederleriyle ve hastalıklarıyla birlikte altmış üç yıllık bir dünya hayatı ve ölümden sonra devam eden iki bin senelik ömür!...
    • "BU KİTABI NEDEN YAZDIM?
    • Böyle bir sorunun cevabının daha ilk cümlesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün insan olarak, teşkilâtçı olarak, ihtilalci olarak, barışçı olarak sıfatlarından bahsetmek gerekir ki, bu büyük adamın hatırasına kalbinin en samimi köşesini ayıran Türk okuyucusuna bunları anlatmak beni biraz güç duruma düşürüyor. PARAŞKEV PARUŞEV"
    • TÜRKİYE'DE BİR İLK...
      Tolstoy'un bilinmeyen eseri ilk kez Türkçe yayınlandı.
    • Rusya’da ilk kez 1886’da yayınlanan ama hem Çarlık Rusyası, hem de Sovyet Rusya’nın sansürü nedeniyle bilinmeyen bu kitap Türkiye’de ilk kez yayınlanmaktadır. “Yunan Öğretmen SOKRATES” kendi zamanını aşan, tüm zamanlar için geçerliliği olan bir eserdir. Yaşamlarının anlamını ve amacını merak edenler, bu kitapta kendileri için çok yeni, beklenmedik ve aradıkları doğru cevapları bulacaklardır. Bu kitap her yaş ve meslekteki insanın ilgisini çekecek bir kitaptır.
    • Devrime Adanmış Bir Hayat CHE
    • "Küba devrimi gerillalarından birisi olan oğlumun nasıl Binbaşı Che olduğunu ve Bolivya Dağlarına çıktığını anlayabilmek için,” diye anlatıyor don Ernesto “geçmişin perdelerini açmak ve ailemizin atalarını tanımak gerekiyor. Hemen söyleyeyim; oğlumun damarlarında akan kanda İrlanda isyancılığı, İspanyol savaşçılığı, Arjantin yurtseverliği vardı. Belli ki Che’ye bizim asi atalarımızdan bazı özellikler miras kalmış. Karakterinde onu uzak yolculuklara, tehlikeli maceralara, yeni fikirlere çeken...
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret39933
videolar

ANASAYFA


     Deneysel Bilimin Prensi FARADAY

   
Ürün Kodu : 978-975-6391-55-6
Üretici : ETKİN YAYINEVİ
Etiket Fiyatı : 19 TL (KDV Hariç)
Ürün Özellikleri
Bir ömüre sığmayacak sayıda önemli pek çok çalışma ortaya koyan Deneysel Bilimin Prensi olarak bilinen İngiliz kimya ve fizik bilginin yaşamöyküsü.
        Detaylar
 
 
Detaylar

Bu çalışma İngiliz fizikçi, elektromanyetik alan teorisi kurucusunun, Michael Faraday’ın (1791-1867) biyografik öyküsüdür.

KİTAPTAN BİR ALINTI:

Michael Faraday 22 Eylül 1791 tarihinde fakir bir demirci ailenin çocuğu olarak Londra’da dünyaya geldi.

Michael’ın ailesi ve çocukluğu hakkında günümüze ulaşan çok fazla bilgi yok. Sadece anne ve babasının –Margaret ve James’in- çiftçi oldukları ve çok zengin olmadıkları biliniyor.

Faraday’ın dedesi Robert on erkek çocuğa sahipti. Fakirliklerinden dolayı oğulları çiftçiliği bırakıp başka mesleklere yönelmek zorunda kaldı. Böylece Michael’ın babası demirci, kardeşlerinden kimi ayakkabıcı, kimi ise dokumacı oldu.

James mesleğinde ustalaştı ama çok sık hastalandığı için kazandıkları, ancak temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyordu. Ailenin en zor zamanları Michael’ın çocukluğuna denk geldi.

XIX. yüzyılın başlarında Napolyon savaşları yüzünden o zamana kadar duyulmamış bir yoksulluk, çoğu Avrupa ülkesini sarmıştı. 1801’de James, Faraday’ın bütün çalışkanlığına ve elinden geleni yapmasına rağmen, maddi durumu o kadar kötüleşti ki, aile sosyal yardım almak zorunda kaldı.

Faraday ailesinin fertlerinin birbirine olan bağlılığı ve büyüklerin mütevazı hayat tarzı zor günleri atlatmalarına yardımcı olmuştu. Çocukların almış oldukları eğitim, onların küçük yaştan itibaren dürüst, çalışkan ve yardımsever birer insan olarak yetişmelerini sağladı.

Bilim adamının yeğeninin anlattığı bir olay ailedeki çocukların arasında kurulan muhabbeti özetleyebilir. Michael, ilkokula büyük abisi Robert ile beraber gidiyordu. Konuşma güçlüğü çeken küçük çocuk “r” harfini söyleyemiyordu. Ağzından Robert yerine “Vobeft” çıkıyordu. Bu durum sınıf öğretmenini fazlasıyla sinirlendiriyordu. O zamanki eğitim sisteminde fiziksel şiddet de yer aldığından öğretmen, Michael’ı “düzeltebileceği” düşüncesiyle Robert’e bir miktar para vererek bir sopa almasını emretti. Son derece öfkelenen Robert, demir parayı atarak, annesinin yanına, olanları anlatmaya koştu. Sinirlenen anne çocukları okuldan aldı. Bu olay ile birlikte Faraday’ın okul hayatı da noktalanmış oldu.

Hiç vakit kaybetmeden meslek seçimini yapıp, para kazanması gerekiyordu. Ve nihayet on üç yaşındaki Faraday, kitapların hem satıldığı, hem ciltlendiği bir kitapçıda çırak olarak işe başladı. Ribo soyadını taşıyan mağaza sahibi, kitapların haricinde gazete de satardı. Gazeteleri posta ile değil, dağıtıcıları aracılığıyla dağıtırdı. Böylece Faraday, bir sene boyunca gazete dağıtıcılığı yapmış oldu. Bir yıllık deneme süresini dolduranlar, ciltçi atölyesine çırak olarak alınırdı. Faraday’a da aynısı uygulandı.

Gazete dağıtıcılığı zor bir iş değildi ama yine de on üç yaşındaki çocuğun gücü yetmiyordu. Abonelerin sayısı çok olmasa da (geçen yüzyılın başlarında Avrupa’nın merkezi gazetelerinin tirajı bile şimdiki tirajlara nazaran son derece düşüktü) her gün şehrin farklı uçlarına gitmek ve gazeteleri vaktinde ulaştırmak gerekiyordu. En nihayetinde ünlü bir bilim adamı olduğunda, Faraday, bir gazete dağıtıcısı gördüğünde, ona gülümsemeden yanından geçmiyordu. “Bu çocuklar hâlâ benim içimi titretiyor, bir zamanlar ben de bir gazete dağıtıcısı olduğum için olsa gerek”  derdi.

Atölye sahibi kültürlü bir insandı ve genç çocuğa iyi davranıyordu. Deneme süresi bittiğinde Michael, memnuniyetle ciltçi atölyesinin çırağı olmayı kabul etti.

 Faraday ve atölye sahibinin arasındaki sözleşme birçok maddede orta çağ işletmelerinin çalışma şartlarını andırıyordu. Çeşitli engeller çıkartılarak çırağın işinde uzmanlaşıp, ustalığa kadar yükselmesi istenmiyordu. Öğrencilik süresi çok uzundu; bazen on yılı geçtiği oluyordu. Onun haricinde eğitim genelde paralıydı. Günümüzdeki eğitim sistemi, öğrencilerin maaş almasını öngörüyor; o zamanlarda ise tam tersi olurdu; öğrenciler hem işletmenin çeşitli işlerini yaparlar, hem de işletme sahibine, zanaatı öğrettiği için ücret öderlerdi.

Ciltçilik zor sayılmazdı ve Faraday’ın eğitim süreci yedi yıl olarak belirlendi. 5 Ekim 1805 tarihinde Faraday ve atölye sahibi arasında imzalanan sözleşmenin bir maddesi şöyle diyordu. “Öğrencinin çalışkanlığı, azmi ve göstermiş olduğu başarısı göz önünde bulundurularak eğitimi karşılığında hiçbir ücret alınmayacak.”

Faraday’ın öğrencilik yılları hakkında günümüze fazla bir bilgi ulaşamadı. Yalnızca babasının mektubundan, okulun ilk zamanlarında Michael’ın çok zorlandığı; ama sıkı çalışmasıyla 4 sene sonra mesleğine tamamen hâkim olduğu anlaşılıyor.  Babası iki erkek çocuk sahibi olduğundan dolayı artık kurtulduğunu, onun deyimiyle “su yüzüne çıktığını” düşünüyordu. Faraday’ın hayatının erken dönemini asıl ilginç kılan gerçek, kendini geliştirdiği yılların ciltçi atölyesinde geçirdiği yıllarla kesişmesiydi.  Herhangi bir hazırlık sürecinden geçmeden ve sabahtan akşama kadar ciltçi atölyesinde çalışan Faraday’ın ne zaman okuma-yazma öğrenip, kimya ve elektriği derinlemesine öğrendiğini bize ulaşan bilgilerden maalesef anlayamıyoruz. Elbette içinde bulunduğu ortamın olumlu etkisi de vardı. Ara sıra, Ribo’nun entelektüel müşterilerinin arasında Londra’nın ünlü bilim adamları bulunurdu. Ziyaretçiler atölyeye yalnızca kitap almak ve ciltletmek için gelmiyordu. Atölye sık sık bilimsel ve hararetli sohbetlere ev sahipliği de yapıyordu. Bu tartışmalar meraklı gençlerin ilgisini çekiyordu. Faraday ciltlenmek için gelen kitapları büyük bir hevesle okuyordu. Yakın arkadaşı, ünlü elektroteknikçi Cornelius Varley (dinamo makinelerinin çalışma prensibini bulan mucit) şöyle diyordu: “Faraday’ı ilk fark ettiğimde bana, onun ‘ciltçi çırağı’ olduğu söylendi. Ama ben onun aynı zamanda kitapların derinliklerine inen, kendisine yeni yollar açan bir kitap kurdu olduğunu söyledim. Yüzlerce insan elleriyle kitaplara dokunur. Kitaplar onlar için harflerin basılı olduğu kâğıtlardan başka bir şey değildir.”

Faraday, çok kısa bir süre sonra bütün dikkatini, asıl ilgisini çeken alana verdi. Öğrenciyken elinin altında bulunan bilimsel kitapları okumayı sevdiğini söylerdi. Bu kitaplar arasından Marset’in Kimya Sohbetleri’ni ve Britannica Ansiklopedisi’nin elektrikle ilgili makalelerini beğenirdi. Faraday, bu alanlara yönelip onları daha detaylı öğrenmeye başladı. Okuduğu her konuya eleştirel yaklaşırdı. Ondaki bağımsız analiz edebilme yeteneği erken uyandı. Meşhur İsveç bilim adamı De la Rive’ye yazdığı mektubunda öz eğitimi hakkında şöyle diyordu: “Lütfen benim derin bir düşünür olduğumu ya da erken geliştiğimi zannetmeyin. Zapt edilemez bir çocuktum. Hayal dünyamda hem Binbir Gece’ye hem de Ansiklopedilere inanırdım. Yalnızca, doğal gerçekliklere ayrı bir dikkat ederdim. Sanırım beni kurtaran da bu oldu. Bilimsel bir olguya her zaman güvenebilirdim. Aynı zamanda her iddiaya karşı itirazımı da dile getirebilirdim.  Bu şekilde Bayan Marset’in Kimya Sohbetleri kitabında geçen deney dizisini imkânlarımın izin verdiği ölçüde denetledim ve kitabın, anlam verebildiğim kadarıyla, gerçeklere uygun olduğuna ikna oldum. Kimya konusundaki bilgilerim için sağlam çapayı bulduğumu hissettim ve ona sıkıca tutundum. Sanırım Bayan Marset’a beslediğim derin saygı da onun, genç ve sorgulayan bir beyne, doğal bilimlerin müthiş ve sınırsız kapılarını açmasından kaynaklanıyor.” Ama genç araştırmacının sözünü ettiği maddi imkânlar çok kısıtlıydı. Kimya ve elektrik deneylerini düzenleyebilmesi için ekipman gerekiyordu ve Faraday ev yapımı aletlerle ilk “laboratuvarını” açtı.

 

 
 
YAZAR, ÇEVİRMEN VEYA BAYİ OLARAK
BİZİMLE ÇALIŞMAK İSTER MİSİNİZ?